Pek çok kültürde, insanların en fazla kullandıkları evrensel ve güçlü ritüellerden birisi, bir suçtan ya da ihmalden sonra özür dilemektir. Özür dilemenin temel işlevi, kendini suçlu gören kişinin pişmanlığını dile getirmesidir. Özür dileme davranışı çocukluk yıllarında gelişmeye başlar ve yaş ilerledikçe özürle ilgili algılar değişir. Peki, çocuklara göre özür dilemenin duygusal işlevleri nelerdir?
Harvard Üniversitesi’nde Smith önderliğinde yapılan bir araştırmada 4-9 yaş arası çocuklara ahlaksal suç öyküleri okundu. Bu hikâyelerden ilki bir oyuncağın çalınması ile, diğeri fiziksel öfke ile ilgiliydi. Hikâyeler okunurken, çocuklar bir yandan da hikâyenin resmedilmiş halini gördüler. Burada karakterlerin yüz ifadeleri, çocukların duygusal atıflarını etkilemeyecek şekilde hazırlanmıştı. Çocuklar öykülerden birinin son kısmında suçlu kişinin “Özür dilerim” cümlesini işitirken, diğerinde özür dilenmedi. 1Smith, C., Chen, D. Harris, P. (2010). When The Happy Victimizer Says Sorry: Children’s Understanding Of Apology And Emotion. Britsih Journal of Developmental Psychology. 28, 727-746.
Çalışmanın sonuçları 4-5 yaş çocuklarının özür dilemenin temel kavramlarını kavradığını ve 8 yaşla birlikte daha sistematik bir anlayışın ortaya çıktığını gösterdi. Çocuklar, suçlu özür dilediğinde onun duygularının özür dilemeyen suçludan daha olumsuz olduğunu düşündüler. Özür dilemeyen kişinin ise elde ettiklerinden dolayı kendini iyi hissediyor olacağını düşündüklerini belirttiler. Yani özür dileyen kişinin, özür dilemeyen kişiden daha fazla olumsuz duyguya sahip olduğunu; bu olumsuz duyguların ise yaptıkları hata ve suçtan dolayı ortaya çıktığını düşündüler. Bunun yanında çocuklar, “kurban” durumunda, yani bir suça maruz bırakılan kişinin kendisinden özür dilendiğinde, kendini daha iyi hissedeceğini belirttiler.
Kısaca araştırma, bu yaş grubundaki çocukların, sıklıkla suç işleyenlerin elde ettiklerinden dolayı mutlu hissetmelerini beklediğini; buna rağmen, özür dilemenin duygusal etkilerini basit bir şekilde anlamlandırabildiklerini ve bunları ahlaki durumlarla özdeşleştirdiklerini gösteriyor.

