Narsisizm ve yüksek özsaygı, halk arasında çoğunlukla benzer anlamlarda kullanılan aslında birbirinden farklı kavramlar. Narsisizm, kişinin kendisini diğerlerinden daha değerli ve üstün görmesi anlamına gelirken, kendisinden memnun olduğu anlamını taşımıyor. Yani, narsisistik özellikler gösteren bir birey, başkalarını hor görme ve kendini çok daha üstün görme davranışları sergilerken, bunu kendi özelliklerinden memnun olduğu için yapmıyor olabilir. Tam tersine, özsaygısı yüksek bir birey ise kendinden memnun ve tatmin olduğu halde kendini başkalarından daha değerli görmez. Yani narsisistik birey “Ben diğerlerinden daha değerliyim.” derken, özsaygısı yüksek birey “Ben değerliyim.” algısı içindedir. Bu değerlerin gelişmesinde birçok etken rol oynasa da, ebeveyn-çocuk ilişkileri en önemli etkenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yeni bir çalışma da ebeveyn çocuk ilişkilerini inceliyor ve çocuklarda narsisizmin kaynaklarını araştırıyor.

Eddie Brummelman ve araştırma ekibi çocuklarda narsisizmin kaynaklarını araştırmak amacıyla zamana dayalı bir çalışma gerçekleştirdi. Zamana dayalı çalışmaya başlandığında 7 ve 11 yaşları arasında olan 565 çocuktan ve ailelerinden 6 ay aralıklarla 4 kez bilgi topladılar. Çocuklar her seferinde narsisizm, özsaygı, ebeveynler ile ilişki tarzı ile ilgili ölçeklere cevap verirken ebeveynler de çocuklarına karşı olan ilgilerine dair bilgiler verdiler.

Sonuçlara göre narsisizm, sanıldığı gibi ebeveynlerin sıcak ilişki kuramaması ile değil, aşırı ilgi ve değer göstermesi ile ilişkili. Buna karşılık, yüksek özsaygı ise yakın ve sıcak ebeveyn ilişki tarzı ile paralellik gösteriyor. Bu sonuçlar da çocukların kendilerine dair algılarının ebeveynlerinin onları nasıl gördüğü ile şekillendiğine dair görüşleri destekliyor. Örneğin, aileler çocuklarını daha özel ve diğerlerinden daha yetenekli olarak gördüklerinde çocuklar bu algıyı benimsiyor ve kendilerini diğerlerinden üstün olarak görmeye daha yatkın oluyor. Öteki yandan, aileler çocuklara şefkat ve takdir ile yaklaştığında yine aynı şekilde çocuklar bu algıyı benimseyerek özsaygılarının temeline oturuyorlar ve değerlilik algısı oluşuyor.

Bulgulara yönelik akıllara gelen bir soru da narsisistik özellikler gösteren çocukların ebeveynlerinin de narsisizm seviyelerinin yüksek olup olmadığı. Yani, aslında bu çocuklar ebeveynlerinin davranışlarını örnek alıp taklit ettikleri için narsisizm seviyeleri yüksek olabilir mi? Bu araştırmanın sonuçları ebeveynlerin ve çocukların narsisizm seviyeleri arasında güçlü bir ilişki bulamıyor. Yani ebeveynin aşırı ilgi ve değeri, ebeveynin kendi narsisizm seviyesinden bağımsız olarak çocuğun narsisizm seviyesine katkı sağlıyor.

Son olarak sonuçlara göre özsaygı içsel bir sosyometre görevi görüyor ve kişinin sosyal ortamlarda kabul edilmişlik hissini olumlu etkiliyor. Sosyal kabul edilirliğin kaynağı, ebeveynlerle kurulan yakın ilişkilerden geliyor. Dolayısıyla direkt özsaygı bu işlevi görmese de sosyal kabul edilmişliğe bağlı olarak çocuklarda daha düşük kaygı ve depresyon seviyeleri izlenmesine katkı sağlayabiliyor.

Detaylar için kaynak

Brummelman, E., Thomaes, S., Nelemans, S. A., Orobio de Castro, B., Overbeek, G., & Bushman, B. J. (2015a). Origins of narcissism in children. Proceedings of the National Academy of Sciences. doi:10.1073/ pnas.1420870112