İçinde yaşadığımız modern sosyal ortamların bir sonucu olarak, topluluklar ile toplulukların ve bireylerin ilişkisinde şiddet içeren veya içermeyen gruplar arası çatışmalar, gün geçtikçe daha sık gözlemleniyor. Artan çatışmaların çözüme ulaşamıyor olmasında güven sorunları ve empati eksikliği psikolojik bariyerler olarak öne çıkıyor. Diğer deyişle, farklı bir gruba dahil insanlara ait davranışların, ideoloji ve grup çıkarı odaklı olduğunu varsayma yönündeki güçlü eğilimin, toplumsal çatışmaların çıkış noktası olduğu düşünülüyor. Bu duruma bağlı olarak keşfedilen başka bir eğilim ise, kişilerin kendi grubu dışındaki bir birey ile ilgili gerçeği duyma ve gerçeğin farkına varmaya karşı gönülsüz olması.

Conflict_Resolution_00Massachusetts Teknoloji Enstitüsü”nden Bruneau ve Saxe, küçük çaplı bir kontrollü diyalog yönteminin çatışma içinde bulunan gruplar arasında olumlu yönde tutum değişikliği yaratıp yaratmayacağını incelediler. Araştırmanın katılımcıları, gruplar arası çatışmanın güncel olarak yaşandığı iki farklı coğrafyadan (Amerika-Meksika ve Filistin-İsrail) seçildi. İki farklı rol verilen katılımcılar, birbirleriyle video ve metin tabanlı bir sohbet arayüzü üzerinden iletişime geçtiler. Birinci roldeki Meksikali ve Filistinli katılımcılar, içinde bulundukları sosyal gruba ait olmanın onlar için yarattığı zorluk ve sorunları diğer grup ile paylaştılar. Karşı roldeki Amerikalı ve İsrailli katılımcılar ise, kendilerine ulaştırılan bu paylaşımları, kendi kelimeleri ile ancak inanç, düşünce ve deneyimlerinden bağımsız olarak özetlemek için görevlendirildi. Bunların dışında kalan katılımcılardan da online casino herhangi bir etkileşime geçmeden, sahip oldukları sosyal grubun bir üyesi olmayı tanımlamaları istendi.

Sonuçlar, bu derece küçük çaplı bir girişimin dahi, tüm katılımcıların birbirlerine karşı tutumlarını olumlu yönde değiştirdiğini gösterdi. Araştırma, kullanılan yöntemin etkisinin özellikle Orta Doğu’dan seçilen katılımcılarda anlamlı olduğunu da gösterdi. Girişimin bu sonuçlara ulaşabilmesinde, bireylerin duyulduğunu hissetmesinin yarattığı olumlu etki dikkat çekti. Başkasıyla iletişime geçmeyip, sadece durumlarını özetleyen paylaşımlar yapan katılımcılarda herhangi bir tutum değişikliğine rastlanmadı. Bu sonuç aynı zamanda, duyulduğunu hissetmenin önemini destekleyici nitelikte. Araştırma, bireylerin sempati duymak zorunda olmadıkları birine, uzlaşma ya da pazarlık amacı gütmeden kendilerini ifade edebilmesi ile tutum değişikliğinin mümkün olduğunu kanıtladı.

Araştırmacılar, gruplar arası çatışmanın çözüme ulaşmasında kontrollü diyaloğun önemini göstererek, bu alanda yapılacak yeni araştırmalar ve yöntemler için bilimsel bir dayanak sağlıyor. Bu alanda daha kalıcı bir etki için yöntemin gelişim sürecinin devamı ise oldukça gerekli görülüyor.

Detaylar için kaynak

Bruneau, E. G., & Saxe, R. (2012). The power of being heard: The benefits of ‘perspective-giving’in the context of intergroup conflict. Journal of Experimental Social Psychology48(4), 855-866.