ID-100167333Evlilik, pek çok kişi tarafından önemli bir yaşam olayı olarak algılanır ve deneyimlenir. Ancak getirdiği sorumluluklar ve kültürün de etkisiyle bireye kattığı yeni roller, eşlerin kişilik özellikleri ve psikolojik durumları evliliğin ne derece uyumlu ve tatmin edici olduğunu etkileyebiliyor. Evlilikte çiftlerin uyumu ve bağlanmanın evlilik yaşamının kalitesine olan etkisiyle ilgili araştırmalar yapan Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Kafescioğlu ile bu konudaki çalışmalarını konuştuk.

 

Uzm. Psk. Özge Erel: Evlilik ilişkisinde uyumun önemli olduğunu biliyoruz. Evlilik uyumu tam olarak nedir ve bir ilişkinin uyumlu olduğu nasıl anlaşılır?

Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Kafescioğlu

Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Kafescioğlu

Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Kafescioğlu: Evlilik uyumu, evlilik doyumu, ilişki memnuniyeti ve evlilik kalitesi gibi terimler çoğu zaman eş anlamlı kullanılıyor. Farklı kuramlar da evlilik uyumunu farklı tanımlayabiliyor. Bu tanımlarda genellikle şu özellikler ortak: eşlerin uzlaşma içinde olmaları, ilişkiden aldıkları doyum ve hissettikleri memnuniyet, birbirlerine sevgi ve şefkat göstermeleri ve birbirlerine duydukları bağlılık. Özyeğin Üniversitesi İlişki Araştırmaları Laboratuvarı’nda evlilik ile ilgili çalışmamızda, evlilik uyumunu Bağlanma Kuramı çerçevesinden inceliyoruz. Bu kurama göre evlilik uyumu; eşlerin duygusal olarak birbirlerinin yanında olabilmeleri, birbirlerini rahatlatabilmeleri, birbirlerinin sevgi, ilgi ve cinsel doyum gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerinden etkilenir.

Ö.E.: Uyumlu bir ilişkinin daha uzun süreli ve mutlu olacağını söylemek mümkün mü?

N. K.: Evlilik zaman içinde inişler ve çıkışlar gösteren bir ilişkidir. Sürece dayalı, yani yıllar içinde eşlerden veri toplanarak yürütülen çalışmalar, uzun zamandır mevcut. Örneğin bu çalışmalardan Gottman’ınkiler, eşlerin olumlu etkileşimlerden daha fazla sayıda olumsuz etkileşimde bulunmalarının (örneğin eleştiri, savunmacılık vb.) uzun vadede boşanmaya neden olabildiğini gösteriyor.

Uyumlu bir ilişkinin sadece daha uzun süreli olmasını değil, eşler üzerinde bir takım bireysel etkilerinin olmasını da bekleriz. Araştırmalar evlilik doyumunun eşleri psikolojik problemlerden ve stresten koruduğunu gösteriyor. Buna karşın evlilik problemlerinin ve evlilik ilişkisinde doyumsuzluğun, psikolojik ve fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabiliyor.

Evlilik ilişkisi aynı zamanda, çocuk sahibi olmuş eşlerin çocuklarına da etki edebiliyor. Anne-babaların evlilik uyumu ile çocukların saldırganlık gibi dışa yönelim problemleri, uyum problemleri, kaygı gibi içe yönelim problemleri arasında ilişkiler bulunuyor.

Ö.E.: Bağlanma biçimleri son yıllarda oldukça ilgi çeken bir konu ve pek çok psikolojik süreçle ilgisi olduğu biliniyor. Bağlanma biçimlerimiz evlilik ilişkimizi nasıl etkiliyor?

ID-10034999N. K.: Bağlanma Kuramı’na göre erken yaşta anne-babamız veya bize temel bakım sağlayan kişilerle kurduğumuz ilişkiler, yetişkinlikteki ilişkilerimizi etkiler. Yetişkin bağlanma biçimleri genellikle iki boyut üzerinden incelenir: bağlanmaya ilişkin kaygı ve kaçınma. Bağlanmaya ilişkin kaygının yüksek olduğu bireyler, reddedilmeye ve terkedilmeye karşı aşırı duyarlılık ve eşleri ile yakın olmak için kuvvetli bir istek gösterir. Bağlanmaya ilişkin kaçınmanın yüksek olduğu bireylerse ilişkilerinde duygusal olarak yakın olma konusunda rahat değildirler ve eşlerine güvenmekte zorlanırlar. Kaygı ve kaçınma boyutlarının düşük düzeyde olduğu kişilerin güvenli bağlanmaya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu kişiler eşlerine güvenme konusunda ve eşlerine duygusal olarak yakın olma konusunda rahat hissederler. Araştırmalar, evlilik uyumu üzerinde güvenli bağlanmanın olumlu ve güvensiz (kaygılı veya kaçınan) bağlanmanın olumsuz etkilerini tutarlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Ö.E.: Terapiye gelen çiftlerde bazen birlikte olmalarının onları daha mutsuz edeceğini gözlemlediğiniz oluyordur. Bu tür durumlarda genelde tutumunuz ne oluyor?

N. K.: Çift terapisine gelen çiftler, birlikte kalma veya kalmama kararını kendileri vermelidirler. Dolayısıyla ben terapistleri olarak onlara ayrılık veya birlikte kalma gibi kararları konusunda tavsiyeler vermem. Ancak onlar bu tip bir karar konusunu terapiye taşırlarsa, bu önemli konu hakkında konuşmalarına yardımcı olmaya çalışırım.

Ö.E.: Son dönemde TÜBİTAK destekli bir proje üzerinde çalışıyorsunuz. Bu çalışmanızla ilgili bilgi verebilir misiniz?

N. K.: Bu çalışmayı Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Bölümü bünyesinde kurulmuş olan İlişki Araştırmaları Laboratuvarı’nda yürütüyoruz. Çalışmamızda, evlilik uyumunun ülkemizde nasıl tanımlandığını, yeni evli çiftlerin evliliğe zaman içinde nasıl uyum sağladıklarını ve evlilik uyumunu etkileyen faktörleri inceliyoruz.

Ülkemizde boşanmaların büyük kısmı evliliğin ilk beş yılında gerçekleştiği için, yeni evlilerde ilişkiyi olumlu ve olumsuz etkileyen faktörleri tespit etmek büyük önem taşıyor. En fazla bir yıllık evli ve henüz çocuk sahibi olmayan çiftler, yaklaşık 2,5 sene boyunca belirli aralıklarla çalışmamıza katkı sağlıyor. Biz bunu “çiftlerle zamanda yolculuk” diye adlandırıyoruz. Her iki eşten de evlilik uyumuna etki edebilecek faktörler üzerine bilgi topluyoruz. Böylece evlilik öncesi danışmanlık, çift/evlilik terapisi veya danışmanlığı alanlarında uygulamaların ülkemizde bilimsel temellerle oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.

Araştırma ekibimiz, Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Kafescioğlu (Proje Yürütücüsü), Yrd. Doç. Dr. Gizem Arıkan ve Doç. Dr. Asiye Kumru, İsviçre Basel Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Thomas Ledermann ve yedi öğrenci araştırma görevlisinden (dört lisansüstü, üç lisans öğrencisi) oluşuyor.

Ö.E.: Son 10 yıl içerisinde yapılan araştırmalar, sizin de bahsettiğiniz gibi evliliklerin %50’sinin ilk 5 yıl içerisinde bittiğini, ilk 1 senede biten evliliklerin ise giderek arttığını gösteriyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?ID-10076441

N. K.: Bu veriler, evliliğin ilk 5 yılının ülkemizde boşanma için risk oluşturduğunu gösteriyor. Ülkemizde maalesef sürece dayalı, yani evlilikle ilgili verileri uzun yıllar boyunca takip eden çalışmalar mevcut değil.  Dolayısıyla evlilikleri ilk 1 yıl içinde, 5 yıl içinde veya 10 yıl içinde biten çiftleri neyin ayırt ettiğine dair henüz elimizde bilgi yok. Biz Özyeğin Üniversitesi İlişki Araştırmaları Laboratuvarı’nda yeni evli çiftlerle yürüttüğümüz çalışmada, bu çiftleri yıllarca takip etmeyi planlıyoruz. Yani çiftlerin evliliklerine ilişkin bilgileri yıllar içinde bize tekrar tekrar sağlamalarını rica ediyoruz. Dolayısıyla zaman içinde neyin değiştiğini ve evlilik uyumu/doyumu üzerinde hangi değişimlerin olumlu, hangilerinin olumsuz etkileri olduğunu tespit edebileceğiz.

Araştırmamıza katılmak isteyebilecek yeni evli çiftler veya araştırmalarımızla ilgili daha fazla bilgi isteyenler şu iletişim bilgilerinden bize ulaşabilir:

E-posta: ial@ozyegin.edu.tr

Telefon: 0216 564 9564

Websitesi: rrl.ozyegin.edu.tr

facebook.com/rrl.ozu.edu.tr

https://twitter.com/iliski_lab

Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Kafescioğlu

Ege Üniversitesi’nden Psikoloji lisans, Indianapolis Üniversitesi’nden Klinik Psikoloji yüksek lisans ve  Purdue Üniversitesi’nden Evlilik ve Aile Terapileri doktora derecelerine sahip. Aynı zamanda Purdue Üniversitesi’nde alt alan olarak Kadın Araştırmaları bölümünü tamamladı. Araştırmalarında, çocukların ve yetişkinlerin duygu ve davranış sorunları geliştirmelerinde aile işlevselliğinin rolüne ve bunlara etki edecek uygulamalar geliştirmeye odaklanıyor. Çiftlerle yürüttüğü çalışmalarda, bağlanma kuramı perspektifinden kronik hastalıklarla baş etmede çift ilişkisinin rolünü incelemiştir ve çift ilişkisinde yaşanan problemlerle eşlerin iletişim döngüleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmiştir. Çocuklarla yürüttüğü çalışmalar duygu ve davranış problemleri açısından risk altında olan çocukların aile işlevselliğine etki edecek uygulamaları kapsamaktadır.