Nis 042012
 

Çocuğunuzun ilk sözcüklerini heyecanla bekliyorsunuz, ama beklenen “anne-baba” sözü çok kolay çıkmıyor ya da çocuğunuz akıcı konuşamıyor. Çocuklarda dil gelişimi ve konuşma bozuklukları ailelerin en çok merak ettikleri ve zaman zaman problem yaşadıkları önemli konulardan biri. Küçük yaşlarda ortaya çıkan konuşma bozuklukları tedavi edilmezse kişinin hayatında, başkalarıyla iletişiminde ve ilişkilerinde sıkıntılar yaşamasına neden oluyor. Bu konuda ebeveynlerin çok hassas ve dikkatli olması gerekiyor. Çocukların dil gelişimini takip etmek ve bir problemi varsa erken dönemde anlayabilmek için konuyla ilgili bilgi sahibi olmak şart. Biz de bu önemli gelişim aşaması ve konuşma bozuklukları hakkında çeşitli araştırmalar yapan Dr. Maviş Emel Kulak Kayıkçı ile görüştük.  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İşitme-Konuşma-Ses Bozuklukları Uzmanı olan Kayıkçı, çocuklardaki akıcı konuşma bozuklukları ve erken tedavi sürecine dair önemli bilgiler aktardı.

 

Cansu Mumoğullarında: Akademik hayatınız boyunca çocuklarda kekemelik ve konuşma bozukluğu üzerine çeşitli araştırma ve çalışmalar yaptınız. Sizi bu alana yönlendiren ne oldu?

Dr. Maviş Emel Kulak Kayıkçı, Hacettepe Üniversitesi

Maviş Emel Kulak Kayıkçı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nde öğrenciyken konuşma bozuklukları ile ilgilenmeye başladım. Fizyoterapi mesleğinin de temelinde rehabilitasyon çalışmaları yatar. Bu dönemde, felç geçiren bireyler, serebral palsili çocuklar ile çalışırken Afazi, Dizartri, Apraksi gibi konuşma bozuklukları ile karşılaştım. Konuşma bozukluğu ile ilgilenen uzman sayısının da Türkiye’de yeterli olmadığını fark ettim. Lisans eğitimimi tamamladıktan sonra konuşma bozuklukları alanında lisansüstü eğitim almaya karar verdim. Hacettepe Üniversitesi’nde Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Programı Yüksek lisans ve doktora çalışmalarımı tamamladım. Doktora eğitimimi tamamladıktan sonra da Iowa Üniversitesi’nde kekemelik alanında önemli çalışmaları olan Prof.Dr Patricia Zebrowski’nin laboratuarında çalışmalar yaptım.

 

C. M.: Türkiye’de çocuklarda kekemelik ne derece yaygın? Bu konuda güncel istatistikler var mı?

M. K.: Aslında, kekemeliğin hem çocuklarda hem de yetişkinlerde Türkiye’de ne derece yaygın olduğunu bilmiyoruz. Yöresel yapılmış bazı çalışmaların ve TUİK’in 2000 yılında yaptığı genel nüfus sayımında konuşma bozukluklarını sorguladığını görüyoruz. Ancak, bu çalışmalar kekemeliğe yönelik herhangi bir oranı maalesef işaret etmiyor.

 

C. M.: Peki tanı oranı ile tedavi alma oranı örtüşüyor mu?

M. K.: Aileler, nereye ve ne zaman başvuracaklarını bilmedikleri için kekemelik şikâyeti olan tüm bireylerin tedavi alma imkânları olduğunu zannetmiyorum.

 

C. M.: Bir çalışmanızda çocukluk dönemindeki kekemeliğin basit bir konuşma problemi olmadığından yola çıkarak kekeme çocuklarda duyu bütünlüğünü incelediniz. Duyu bütünlüğü ve kekemelikle ilişkisi nedir?  

M. K.: Yapılan çalışmalar, kekemelerde, hızlı konuşma için zamanlama hataları, duyusal-motor transformasyon için kapasitenin yeterli olmaması, konuşma ve dil için normal dışı hemisferik lokalizasyon gözlendiğini gösteriyor. Ayrıca kekeme bireylerin dil ve konuşma fonksiyonlarını belirten süreçler ve nörolojik yapılarındaki gelişimin normalden farklı olabileceğini görüyoruz. Yaptığımız çalışmada da kekeme çocuklarda görsel algı ve motor planlama becerilerinde problemler olduğunu gördük. Bu problemler özellikle hece ve kelime tekrarı görülen kekeme çocuklarda duyu bütünlüğü bozukluğunu destekler nitelikte. Aynı zamanda elde edilen sonuçlar, kekeme çocukların diğer çocuklardan şekil-zemin algısı ve postür (beden duruşu) taklidi yönünden farklı olduğunu gösterdi. Ancak bu sonuçlar her kekeme çocukta farklı düzeyde olabileceği için tedavi programı planlamadan önce duyu bütünlüğü açısından değerlendirme yapmak yararlı olabilir.

 

C. M.: Kekemelik hangi yaşlarda ve neden ortaya çıkıyor?

M. K.: Aslında kekemelik okul öncesi dönemde, yani 3-6 yaş arasında başlayan bir konuşma bozukluğudur. İlk başlangıcında kekemelik olarak adlandırmak doğru olmaz. Akıcı konuşma bozukluğu olarak isimlendirmek daha doğrudur. Maalesef akıcı konuşma bozukluğunun nedeni henüz bilinmiyor.

 

C. M.: Kekemelikle mizaç arasında bir ilişkiden söz edilebilir sanırım. Kimler kekemeliğe daha eğilimli?  

M. K.: Kekemelik, erkek çocuklarda daha çok görülüyor. Okul öncesi dönemde erkek/kız oranı 3/1 iken; okul çağı ve yetişkinlik döneminde bu oran 7-8/1 şeklinde değişiklik gösteriyor. Bunun yanında kekeme bireylerin daha çabuk sinirlendiği, öfkelendiği de yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

 

C. M.: Yapılan araştırmalar, okul öncesi dönemde başlayıp, hiçbir girişim yapılmayan akıcı konuşma bozukluklarının okul çağı dönemde kekemelik olarak karşımıza çıktığını gösteriyor. Bu konuda yaptığınız çalışmalar ışığında aileler ve eğitimciler için bazı önerilerde bulunabilir misiniz?

M. K.: Aileler, özellikle ilk şüphelendikleri anda bir uzmana başvururlarsa değerlendirme sonucunda uzman kendilerine gerekli yönlendirmeleri yapacaktır. Amacımız, okul öncesi dönemde gözlenen kekemelik bulgularının o dönem içerisinde ortadan kaldırılması ve okul çağına geldiğinde herhangi bir kekemelik bulgusunun kalmamasıdır. Ancak, ülkemizde kekemelik şikâyeti kliniklere başvuran kişilerin çoğunlukla okul çağı veya yetişkin kişiler olduğunu gözlemliyoruz.

Türkiye’de maalesef, okulöncesi dönemde başlayan kekemelik bulguları için temel olarak çocuk okuma-yazmayı öğrendikten sonra terapiye başlanıyor. Ancak, 3 yaşında kekemelik bulguları gösteren bir çocuğun, en iyi ihtimalle 6-7 yaşından önce terapiye başlamadığını görüyoruz. Hâlbuki kekemelik bulgularının ilk görüldüğü dönemlerde sadece aile danışmanlığı ve yönlendirilmesi ile çocuğun kekemelik bulgularından kurtulması son derece kolay olabilir. Zaten yapılan çalışmaları göz önüne aldığımızda okul öncesi dönemde kekemelik bulguları görülen çocukların %75-80’ine doğrudan terapi uygulanmadan kekemelik bulgularının kaybolduğunu biliyoruz. Bu nedenle, özellikle okul öncesi örgün eğitimin de yaygınlaştığı ülkemizde ailelerin fark edemediği durumlarda öğretmenler bu konuda yönlendirici olabilirler.

 

Detaylar için kaynaklar

Kayıkçı, M., Tumanova, V. & Zebrowski, P.(2011). Articulation rate and its relationship to disfluency type, duration, and temperament in preschool children who stutter. Journal of Communication Disorders, 44, 116–129

Kayıkçı, M., Aksoy, S. & İnal, Ö.(2010). Kekeme çocuklarda duyu bütünlüğünün değerlendirilmesi. Fizyoterapi Rehabilitasyon, 21(3), 117-124.

Kayıkçı, M. & Belgin E.(2010). Okul çağı kekeme Türk çocuklarının kekemelik bulgular. Özgün Araştırma, DOI: 10.4274/tpa.45.141.

 

Dr.Maviş Emel Kulak Kayıkcı

Maviş Emel Kayıkçı, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Bölümü’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Hacettepe Üniversitesi Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları programında tamamladı. Doktora eğitimini sonra The University of Iowa’da ziyaretçi araştırmacı olarak özellikle kekemelik, ses bozuklukları, yarık dudak-damak konuları ile ilgili çalışmalarda bulundu. Halen Hacettepe Üniversitesi’nde görev yapan Kayıkçı’nın ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesinin yanında kitap bölümleri bulunuyor. Kayıkçı ayrıca Erasmus programları çerçevesinde öğrenci/öğretim elemanı hareketliliği ile ilgileniyor ve Hacettepe Üniversitesi Bologna Eşgüdüm Komisyon üyeliği yapıyor.

Psikolojik Danışman Cansu Mumoğullarında

Cansu Mumoğullarında Yeditepe Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanı yanında aynı üniversitede Matematik Öğretmenliği Bölümü'nden çift lisans derecesine sahiptir. Öğrenim yaşamı boyunca çok sayıda okul ve danışmanlık merkezinde stajyer olarak çalışmalarda bulundu. Özel Yeşilköy 2001İlköğretim Okulu'nda Psikolojik Danışman olarak görev yaptı. Halen MEV Koleji Özel Basınköy İlkokulu'nda Psikolojik Danışman olarak çalışıyor. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü'nde yüksek lisans eğitimine devam ediyor.

 Görüşünü gönder

(gerekli)

(gerekli)


7 + 9 =

Görüşleriniz yayınlanmadan önce editörler tarafından gözden geçirilecek ve onaylanacaktır. Lütfen, görüşlerinizin yazı ile ilgili olmasına ve Türkçe imla kurallarına uygun bir şekilde yazılmış olmasına özen gösteriniz. Editörlerin, yazı ile ilgilisi olmayan ve kişilik haklarına zarar veren görüşleri yayınlamama yetkisi bulunmaktadır.

İsterseniz görüşünüzü yazarken, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> gibi HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.