Sağlıklı cinsellik kavramı, sadece somatik bir tepki olarak değil; aynı zamanda duygusal, entelektüel ve sosyal etmenlerin olumlu yönde birleşerek kişiyi geliştiren aktif bir süreç olarak ele alınıyor. Cinselliği; içerisinde kültür, sosyal çevre, biyolojik özellikler, yaşam koşulları, bireyin kendilik algısı, kişilik özellikleri gibi etmenlerin yer aldığı oldukça karmaşık bir yapı etkiliyor. Kişi, kendilik algısını oluştururken cinsel kimliğini etkin biçimde kullandığı için, cinsel işlevlerde yaşanan sorunlarda kişinin kendilik algısı büyük yara görerek, sorunun devam etmesinde veya ciddileşmesinde etkili bir rol oynuyor.

Türkiye’de yapılan bir araştırmada, cinsel işlev bozukluğu tanısı alan kadın ve erkek hastalarla cinsel işlev veya diğer açılardan herhangi bir sorunu olmadığını belirten kadın ve erkekleri kişilerarası iletişim tarzı, kendilik algısı ve öfke açısından karşılaştıran araştırmacıların ulaştığı sonuçlara bakıldığında; cinsel işlev bozukluğu tanısı alan ve almayan kişiler için cinsel işlevle ilgili sorunlarda kişinin kendiyle ilgisi algısının, yaşam doyumunun ve kişilerarası memnuniyetin etkili olduğu görüldü. Cinsel işlev sorunu yaşayan kadınların öfkelerini intikama yönelik tepkiler biçiminde yansıttıkları; erkeklerin ise, kişilerarası ilişkilerde küçümseyici bir tarza sahip oldukları ortaya çıktı.

Araştırmacılar, cinsel işlev bozuklukları tedavisinde iletişim örüntülerine önem verilmesi gerektiğini; terapi sürecinde öfke kontrolü, kişilerarası iletişim becerileri ve benlik saygısını güçlendirmeye yönelik çalışmaların yapılmasının terapiden elde edilen verimi daha olumlu etkileyeceğini vurguluyor.

Detaylar için kaynak

Şahin, N. H., Batıgün, A. D., & Pazvantoğlu, E. A. (2012). Cinsel işlevlerdeki sorunlarda kişilerarası tarz, kendilik algısı ve öfkenin rolü. Türk Psikiyatri Dergisi, 23 (1), 18-25.

 

RelatedPost