Siyaset  şüphesiz, insanların başkaları üstünde belirli izlenimler yarattığı, onları etkilemeye çalıştığı, yani izlenim yönetimi’ni en çok kullandığı alanlardan birisi. Dünyanın pek çok ülkesinde, politikacıların kendilerini sunuş performanslarına, kitleleri etkilemek için binbir türlü uğraşlarına, gösteriyi andıran seçim kampanyalarına tanık olmak mümkün.

Sosyal bir varlık olduğumuz için, başkaları üstünde nasıl bir izlenim bıraktığımıza ve insanların bizi nasıl algıladığına oldukça önem veririz. Bu nedenle kendimizi dışarıya çok çeşitli şekillerde yansıtır, bir başka tabirle ‘sunarız’. Ünlü sosyolog Goffman’ın temellerini oluşturduğu, daha sonra Schlenker, Tedeschi gibi sosyal psikoloji alanındaki araştırmacıların geliştirdiği kurama göre izlenim yönetimi en basit anlatımla, insanların başkaları üstünde bıraktıkları izlenimleri kontrol etmek için çeşitli yöntemler kullanma ve bunları duruma göre değiştirme anlamına gelir. Başkalarının fikir ve yargılarına oldukça önem verdiğimiz için, hem dış görünüşümüzün hem de kişiliğimizin bu fikir ve yargıları etkilemeye yönelik kesimlerini göstermeye eğilimli olmamız anlaşılırdır. Genel geçer bir kural olarak denilebilir ki, eğer birisi üstünde olumlu bir izlenim yaratmışsak, kişi bize karşı olumlu davranma eğiliminde olur. Bu nedenle elbette başkaları tarafından nasıl algılandığımızı kontrol etmeye, bu algının olumlu olması için de insanların düşüncelerini etkilemeye yönelik davranışlar sergilemeye çalışırız.

İzlenimimizi kontrol etme davranışlarımız hem kişilik özelliklerimizden hem dış koşullardan etkilenir. Örneğin kendimize duyduğumuz güven, sosyal ortamlarda ne ölçüde rahat olduğumuz, yeni fikirlere ne kadar açık olduğumuz; bunun yanında karşımızdaki insanların kim olduğu ve bizimle olan ilişkilerinin boyutu; onlara verdiğimiz önem ve değer; onlardan beklentilerimizin neler olduğu gibi faktörler kendimizi sunmaya yönelik davranışlarımızda etkilidir.

Peki başkalarına nasıl göründüğümüzü ve onlar tarafından nasıl algılandığımızı kontrol etmeye çalışmak sorunlu bir davranış mıdır? Temel olarak hayır. Çünkü sosyal bir davranış olan izlenim yönetimi sayesinde daha çok beğeni toplayabilir, ilişkilerimizin seyrini kolaylaştırabiliriz. Ancak öte yandan başkaları üstünde bıraktığımız izlenimleri aşırı derecede kontrol etmeye çalışmak, zaman zaman çok da uyumlu olmayan davranışlara sebep olur. Tabi bu noktada izlenim yönetimi tekniklerinin nasıl, ne kadar ve ne amaçla kullanıldığı oldukça önemlidir. Yani bir bakıma izlenim yönetimi iyi yönde ve olumlu amaçlar için kullanıldığında yararlı; ancak gereğinden fazla ve kötü yönde kullanıldığında olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Siyasette izlenim yönetimi

Başkalarına kendimizi nasıl sunduğumuz aslında bir nevi sanattır. Kendini dışarıya istediği gibi gösterme konusunda bazı insanlar oldukça yetenekliyken, diğerleri çok başarılı olmayabilir. Siyasetçilerin de elbette kendilerini halka veya seçmenlere değişik şekillerde gösterme, onları etkileme ve onlar üstünde istedikleri gibi bir izlenim bırakma konusunda epeyce çaba harcadığını görüyoruz. Araştırmalara göre siyasetçiler, elde ettikleri veya edecekleri mevkilerin daha çok başkalarının onları kabul etme derecesine bağlı olduğunu düşündüklerinden, izlenimleri ile oynamaya oldukça önem verd,klerini gösteriyor. Özellikle seçim çalışmalarında bu, kabul görme ve beğeni kazanmada önemli bir araç.

Tıpkı hepimizdeki izlenim yönetimi sürecinde olduğu gibi, siyasetçilerin de benzer davranışlar sergilemesi doğal. Dünyanın hemen her yerinde siyasetçilerin beğenilmek ve ilgi görmek için reklam kampanyalarına sıklıkla rastlıyoruz. Ancak uzmanlar, bazı siyasetçilerin içerikten çok ‘tarz’a odaklanan; hitap etme ve dili kullanma gibi özelliklerle insanları etkilemenin ne söylendiğinden daha fazla önemli olduğu, dolayısıyla siyasi pazarlamanın ön plana çıktığı bir dünya yaratıldığına dikkat çekiyor. Aynı zamanda biliyoruz ki bir bakıma izlenim yönetimini iyi kullanan siyasetçiler medyaya da çekici geliyor ve dolayısıyla medya daha çok politikanın insanlara daha eğlenceli gelen yönlerini ön plana çıkartıyor.

Siyasi izlenimin etkili yönetimi

Siyasi pazarlama için iyi bir araç olan izlenim yönetimi, zaman zaman olumsuz sonuçlar da doğurabilir. Araştırmalara göre, özellikle hitap edilen kitle kandırıldığını ve kullanıldığını hissettiğinde, izlenimini yönetmeye çalışan kişiye tam tersine hiç de olumlu olmayan tepkiler verdiği ortaya çıkıyor. Sonuçta dürüst ve samimi olarak algılanmayan davranışlar seyirciyi kızdırıyor, onlar da oyuncuya hak ettiğini düşündüğü tepkiyi veriyor. Siyasetçilerin kişilik özelliklerine yönelik olarak yapılan çalışmalar, kendini eleştirmeyen, olumsuz yönlerini zaman zaman vurgulamayan ve sürekli başkalarını küçük gösteren kişilerin, izleyenler tarafından gerçekçi bulunmadığını gösteriyor.

Bunun yanında bilimsel çalışmalar, açıkça kendini öven siyasetçilerin kibirli olarak algılandığı; ancak olumlu özelliklerini direk belli etmeden bunları halkın bulmasını sağlayan siyasetçilerin daha olumlu izlenimler bıraktığı konusunda bize yeterli veri sunuyor. Karizma bir noktaya kadar halktan oy toplamaya yardımcı olsa da, genellikle insanlar bir süre sonra siyasetçiyi başarıları ve başarısızlıkları ile değerlendirme eğiliminde oluyor. Yani oy verenler için iyi ve heyecanlı izlenimler önemli olsa da, uzun vadede görmek isteyecekleri şeyler somut oluşum ve ürünler şeklinde karşımıza çıkıyor.

 

Detaylar için kaynaklar

O’Shaughnessy, N. (2002). Toward an ethical framework for political marketing. Psychology & Marketing, 19, 1079-1094.

Schlenker, B. R. (1980). Impression management: The self-concept, social identity, and interpersonal relations. Monterey: Brooks/Cole.

Goffman, E. (1959). The presentation of self in everyday life. New York: Doubleday.

Schütz, A. (1993). Self-presentational tactics used in German election campaign. Political Pscyhology, 14, 469-491.

Sosik, J., Avolio, B., Jung, D. (2002). Beneath the mask: Examining the relationship of self-presentation attributes and impression management to charismatic leadership. The Leadership Quarterly, 13, 217-242.

RelatedPost